Merhaba tüm organik ve yapay yaşam formları,
Öğrenme maceramın kaydını tutmak için açtığım bu blog, başlangıçta hedeflediğim şeyden çok farklı bir yere evrildi. Yeni insanlar ile tanışmama, harika düşünce birlikleri kurmama ve güzel deneyimler yaşamama vesile oldu. En güzel hediyelerden biri ise, istediğim her anda beni geçmişe götüren bir zaman tüneli sunması. Düşündüklerimin, hissettiklerimin kaydını tutmanın değerini her geçen gün daha çok fark ediyorum. Geri dönüp baktığımda kendime ve hayata dair derin perspektifler sunuyorlar. Ne kadar değişebildiğimi, dertlerimin uzun vadede ne kadar minik ve önemsiz olduğunu gösteriyorlar ve ilerleyen yıllarda ne kadar değişebileceğimi bana hatırlatıyorlar.
23 yaşına girdiğim bugünlerde zaman tünelime atlayıp Teşekkürler 21 yazısına bir yolculuk yaptım ve bana verdiği keyfin etkisi ile bir gelenek başlatmaya karar verdim. 22. yaşımı hatırladığım Teşekkürler 22 yolculuğuna hoş geldiniz.
22’ye, her ne kadar hayata dair umutla dolu olsam da ruhsal olarak pek sağlıklı olmadığım bir başlangıç yaptım. Kendi hayatımda ve çevremde çözümleyemediğim sorunlar mevcuttu ve fakültem beni çok yıpratmıştı. Dilaver Cebeci’nin Sitare’deki sözlerini sürekli kendime tekrarlıyordum:
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum
Sitare, Dilaver Cebeci
En büyük korkularımdan biri, hayata dair hayretimi, merakımı ve öğrenme sevgimi kaybetmek. Çünkü bu başladığı zaman, insan fiziksel olarak yaşasa bile içten içe ölmeye başlıyor. Bu dönemde de, geçmişte içimde olan öğrenme ateşinin yavaş yavaş söndüğünü hissediyordum. Yaptığım her işi zorunluluktan yapıyormuş gibi hissediyordum, oysa o aktivitelerin birçoğunu yapmak benim kararımdı. Bu zamanlara dair günlüklerimi okuduğumda, hep “neler yapmam gerektiğinden” bahsetmiş olduğumu fark ettim. Birçok şeyi, kendi kendime gereklilik olarak tanımlayıp yapmak zorunda olduğum işler haline dönüştürmüşüm. Bu düşünce yapısının ardında yatan yanlışı günlüğümde ifade etmiş ancak ruh halimle olan ilişkisini o zaman fark edememişim. Fikir laboratuvarımdan küçük bir kesit:
Toplumun bize dayattığı ve bizim de sorgusuz sualsiz kabullendiğimiz çok garip normlar, yargılar var. İdeal bir yaşamı bize sunuyorlar ki ne kadar ideal olduğu her düzlemde tartışılır. Biz de kendi hayatımızı bu sözde ideal yaşam kalıbına uydurmaya, onun şeklini almaya çalışıyoruz. Ancak hayatın renkliliği onun çeşitliliğinde saklı. Neden her şeyi milyonlarca insanla aynı zamanda aynı şekilde yapmam gereksin ki.
Aslında bu yazdıklarımla, sorunlarıma çözümler de bulmuşum ancak onları da fark edebilmem epey bir zaman aldı. Toplumun sunduğu ideal yaşam hedeflerinin her bir adımını tamamlayabilmek için kendime gereksiz gereklilikler oluşturmuşum. Yani beni tatmin etmeyen ancak bana sunulan tatmin vasıtalarını elde etmeye çalışıyormuşum. Ruhum da buna dayanamıyormuş tabi ki.
Yine bu yaşımda sonuçlarından korktuğum için yüzleşmeyi ertelediğim sorunlar ile yüzleşerek içimdeki başka ikilemleri de tatlıya bağladım.(bkz)
Tüm bunlar ile beraber zihnimde başarı kavramı, iyi bir hayat kavramı tamamen değişti ve dönüştü. Bunların değişmesi ile beraber ruhum, günlük eylemlerim, hedeflerim de değişti. Bunun en güzel örneğini daha bugün somut olarak yaşadım. Future Mail Capsule yazımda paylaştığım soruları hala her sene cevaplandırıyorum ve eski cevaplarımı da okuyorum. Düşüncelerimin kökten değiştiğini çok net bir şekilde verdiğim yanıtlar ile fark ettim. Bu değişim ve dönüşüm, bireyin böyle değişip dönüşmesi beni büyülüyor. Bunun da bir nimet olduğunu fark ediyorum.
Kısa kısa 22. yaşımdaki kayda değer anlarımdan bahsedecek olursam:
- Giresun’da meteor yağmuru izlemeye çalıştım. Çok başarılı bir tecrübe değildi ancak geceleri gökyüzüne bakma alışkanlığımı yeniden kazandım.
- Birbirinden güzel yeni insanlar tanıdım.
- Lilo ve Stitch’deki Stitch’i ördüm. Çocukluğumun favori çizgi karakterlerinden biri.

Yakın zamanda yakın arkadaşlarımdan biriyle fiziksel olarak mektuplaşmaya başladık. Bunu biraz daha ayrıntılandırmak istiyorum. Çünkü bu deneyim beni çok ilgi çekici düşüncelere sürükledi. Bağlamın içeriği değiştirdiğini bir kez daha ilk elden deneyimlemiş oldum. Arkadaşımla birbirimizi her gün görüyoruz. Çevremizdeki arkadaşlarımızdan bazıları her gün iletişim halinde olduğumuz için mektuplaşmamızın çok saçma olduğunu ve mektuplarda bahsedecek bir şeyimiz kalmayacağını düşünüyorlardı.
Oysaki yüz yüzeyken konuştuğumuz şeyler çok farklı, mektuplarda birbirimize sunmaya değer gördüğümüz düşünceler çok farklıydı. Üstünde harcadığımız emek arttıkça birbirimize sunduğumuz düşüncelerin değerleri de sanki artıyordu. Aramızda yüz yüze ve mesajlaşırken kurduğumuz iletişimden çok daha keyifli bir iletişim kanalı oluştu. Her seferinde birbirinden farklı tasarımlarla oluşturduğumuz rengarenk zarfların güzelliği de cabası.
Kemal Sayar’ın 20’lerinde yazdığı Ruknettin’in Kalbi için Kehanetler şiirini ben de 20’lerimin başlarında keşfettim. Günlerce durmadan okuduğum, dinlediğim, üzerine düşündüğüm, beni gündüz hayallerine sürükleyen bir şiir oldu. 22. yaşımı özel kılan şeylerden biri de bu şiirdi.
23’üme başlarken ruhsal olarak 22’den çok farklı bir yerdeyim şükürler olsun ki. Şimdilerde tekrarladığım dizeler ise Ruknettin’in Kalbi için Kehanetler’den:
Hayret etmiş olmalısınız, kalbim
Hezarfen misali havalanınca.
Ruknettin’in Kalbi İçin Kehanetler
Son olarak lisede okurken heyecanla yeni videolarını beklediğim, hayatıma birçok alanda ilham veren Ebru aka Hayallerimde Ben‘den esinlenerek 30’dan önce 30 listesi oluşturdum kendime. Öğrenme sevgim ve hayretimin alevlenmesinin sonucu olarak güzel bir liste çıktı ortaya. Değişimden bu kadar bahsettikten sonra, elbette birkaç seneye bu listedeki birçok şeyi belki yapmak istemeyeceğimin farkında olarak bu listeyi oluşturdum. Özellikle 4 maddeyi de ilerleyen yaşlarım için boş bıraktım. Ancak ruhuma heyecan veren böyle listeler yapmak, asıl tatmin olduğum şeyleri bana yeniden hatırlatıyor. O nedenle böyle listeler yapmaktan hiç vazgeçemeyeceğim sanırım.
30 yaşından önce yapmak istediğim 30 şey:
- Gün doğumu ya da gün batımında kuşlarla beraber uçmak (bkz.)
- Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmek
- Hafız olmak
- Tıp fakültesini bitirmek
- Karadeniz’de sabahın ilk ışıkları ile yola çıkıp minik bir tekne ile balık tutmak
- Yeryüzü doktorları ile gönüllü olarak ziyarette bulunmak
- İstanbul’da her vakit namazı başka bir camide kılmak
- Senaryosu, prodüksiyon süreci, tasarımı ile kısa bir animasyon yapmak
- Kendi atölyemi kurmak (elektronik, marangoz, kil atölyesi)
- Kuş gözlemine katılıp kuşları resimlemek
- Elektrogitar ile Muse’un sevdiğim parçalarını çalmak
- Japonya’da Studio Ghibli Museum’u ziyaret etmek
- Gittiğim ülkelerdeki kitapçılardan favori kitaplarımın farklı dillerdeki kopyalarını toplamak
- Kendime bir sahaf – kitap kafe açmak ya da böyle bir yere ortak olmak
- Kendime elbise dikmek
- Bir kitap yazmak
- Geceleyin yıldızları görebileceğim bir yerde karavan ile kamp yapmak
- Dünyaya minik bir bebek getirmek ❤️
- Projelerimden birini startup’a dönüştürmek
- Mekke ve Medine’yi ziyaret etmek
- CTF’e katılmak
- Hava durumu battaniyesi örmek
- İzlanda’yı ziyaret etmek(Walter Mitty ❤️)
- Gizli hayalimin temellerini atmış olmak
- Penpallar bulup onlarla mektuplaşmak
- Giresun’da kendime gökyüzü gözlemleme odası oluşturmak
Öğrenme ve büyüme macerama eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Düşünce birliğime katkılarınızı beklerim🖖
Nolens volens için bir cevap yazın Cevabı iptal et