Durum Raporu #1

By

Merhaba tüm organik ve yapay yaşam formları,

Heyecanlanmayın! Okuduğunuzu Türkçe algılamanızı sağlayan bir çip taşımıyorsunuz ya da TARDIS’in telepatik alanı içinde değilsiniz, ben Türkçe yazıyorum.

Umarım bu zor günlerde hepiniz iyi ve sağlıklısınızdır. Bugünkü blog yazım birer tutam Aaron Swartz, Serdar Kuzuloğlu, İhsan Oktay Anar ve İstanbul Kemençesi içeriyor. Umarım keyif alırsınız.


Son iki aydır neler yapıyorum, neler öğrendim?

M. Serdar Kuzuloğlu nam-ı diğer İnternet Ekipler Amiri, düşünce dünyamın gelişimine çok büyük katkılar sağlayan kaynakları keşfetmemi sağladı. Yazılarını özellikle de twitter adresini takip etmenizi öneririm.

Yakın zamanda Zihnimin Kıvrımları isimli bir podcast yapmaya başladı. İlk bölümde, yaşama arzusunun kökenine dair sorgulamalar yapıyor. Konuşmasında dikkatimi çeken ve son zamanlarda üzerine kafa yorduğum birkaç konuda fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

Düşünüyor muyum? Son zamanlarda kendimi, aldığı bilgiyi zihninde depolayıp başka bir yere aktaran malumat makinesi gibi hissediyorum. O kadar çok bilgiye ve uyarana maruz kalıyorum ki yavaşlayıp, öğrendiğim bir bilgiyi sindirecek kadar vaktim yok. Bir nevi bunu ben seçiyorum. Gün içinde önemli konular hakkında düşünmektense zihnimi uyaranlara maruz bırakıp kendimi faydalı şeylerle uğraştığım inancına kaptırıp, kandırıyorum.

Jules Payot’un İrade Terbiyesi’nde ifade ettiği gibi:

“Ayrıca modern yaşamın şartlarının manevi hayatımızı hiçliğe indirgediğini ve zihinsel dağınıklığımızı artık bastıramayacağımız bir noktaya getirdiğini unutmamalıyız. İletişimin kolaylaşması, seyahatlerin sıklığı, dağlara çıkma ya da denize gitme alışkanlığı düşüncelerimizi dağıtan şeyler. Okumaya bile vakit olmuyor. Bir insan hem heyecan dolu hem de aynı zamanda boş bir yaşam sürüyor. Günlük gazeteler, suni heyecanlar direk zihnimize zerk ediliyor, beş kıtada olup bitenler pek çok insan için kitap okumayı sıkıcı hale getiriyor.”

Jules Payot

Bir asır önce de şikayetler aynıymış. Sanırım asırlar boyunca da böyle olacak.

Kendi düşüncelerimizle baş başa kalmaktan ürküyoruz, Hermann Hesse’nin de dediği gibi düşünmeyi temel uğraş yaparsak suda boğulacağımızı biliyoruz.

‘İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez.’ Ne anlamlı bir söz, değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur.

Hermann Hesse

Tüm bunlar ışığında daha bilinçli bir şekilde düşünmek için çabalıyorum ve yöntemler arıyorum.

Dikkat! Yukarıda belirtilen fikirler hala gelişim aşamasında ve desteklerinizi bekliyor.

COVID-19’un yayılımı sonucu tüm dünya online eğitime geçiş yaptı ve birçok kurum, üniversite bilgi kaynaklarını ücretsiz erişime açtı. Tüm bu olanlar bana Aaron Swartz‘ı hatırlattı ve bloguna yeniden göz atmaya karar verdim. Eğer Aaron’u tanımıyorsanız The Internet’s Own Boy: The Story of Aaron Swartz belgeselini kesinlikle izlemenizi öneririm.

Blogunu yeniden keşfe çıktığım süreçte Believe you can change yazısına denk geldim. Başarısızlığa karşı verdiğimiz tepkilerin incelendiği bir psikolojik çalışmayı ve kendi düşüncelerini aktarmış. Çalışma sonucunda başarısızlığa tepkide iki farklı zihin yapısı tespit edilmiş.

Sabit Zihin Yapısı: Becerilerin, yetkinliklerin, zekanın doğuştan geldiğine ve değişmeyeceğine inanmak

Gelişen Zihin Yapısı: Becerilerin, yetkinliklerin, zekanın çalışarak, azimle ve pes etmeyerek gelişeceğine ve değişeceğine inanmak

Çalışma hakkında daha ayrıntılı bilgiye Aaron’un yazısından ulaşabilirsiniz.

Yazısının sonunda Aaron gelişen zihin yapısına sahip olmak için uyguladığı bir yöntemden bahsediyor.

Gelişim zihniyeti, partnerim ve benim için bir tür güvenli kelime haline geldi. Karşı tarafın “Ben beceremem.” diyerek savunma yaptığını ya da bir şey denemeyi reddettiğini düşündüğümüzde “Gelişim zihniyeti!” diyoruz ve soruna yeteneklerimizin test edilmesi yerine gelişmek için bir şans olarak yaklaşıyoruz.

Aaron Swartz

Maalesef ben de birçok konuda sabit zihin yapısına sahibim ve bunu değiştirmek istiyorum. Bu nedenle ablam ile bu yöntemi uygulamaya başladık.


Serdar Kuzuloğlu’nun önerisi ile İhsan Oktay Anar’ın kitaplarını okumaya başladım. Elimden düşürmeden sırasıyla Suskunlar, Puslu Kıtalar Atlası ve Amat’ı okudum. Benim için ön yargılarımın yıkıldığı, macera dolu, enfes bir süreçti. Belki ilerleyen süreçte kitaplar hakkında daha detaylı yazılar yazabilirim.

Bu yazıda bahsetmek istediğim asıl konu ise Suskunlar sayesinde İstanbul Kemençesi’ni keşfetmem. Bu tarz müziğe pek aşina değildim ve birçok ön yargım vardı. Şu an büyülenmiş bir şekilde klasik kemençe dinliyorum. Hatta öyle ki bu tarz müzikler ve enstrümanlar üzerine araştırmalar yapıyorum. Sizlere de bu konuda birkaç video önermek istiyorum.

Bu konuda ilgili ve bilgili iseniz fikirlerinizi duymaktan çok memnun olurum.


Bu iki ayda bahsedecek çok şey biriktirmişim. Yazının uzamaması için geri kalanları ilerleyen süreçte paylaşacağım. Katkılarından dolayı Akina Arial’a teşekkürü borç bilirim. Okuduğunuz için teşekkürler🖖

Posted In ,

2 responses to “Durum Raporu #1”

  1. kacanayna Avatar

    Ben ilk defa yazını okudum. Ama keske Türkçe paylasimlar da yapsan. Okumayi isterim.

    Liked by 1 kişi

  2. […] I’m trying to push my boundaries and overcome my biases toward myself and my capabilities. In Durum Raporu # 1, I talked about Aaron Swartz’s and his partner’s approach to transformation into a […]

    Beğen

Experiments on Sugar & Twitter Usage – Aech's Paracosm için bir cevap yazın Cevabı iptal et