*Seyyid Ensar’ın bir şiirinden
Merhaba tüm organik ve yapay yaşam formları,
Uzun bir aradan sonra merhaba, bu girişi yapmayı çok özlemişim. İçimde yazı yazmak için en yoğun dürtüyü hissettiğim ancak kalemi bir türlü elime alamadığım bir dönemden geçtim. Kalemi elime almam ile yüzleşeceğim şeylerin ağırlığını fark ettiğimden dolayı bu anı hep erteledim. Büyük sorgulamaların, iç çatışmaların, yetersizlik hissinin havada uçuşacağı yoğun bir zihin mesaisi yapacağımın farkındaydım. Ancak korkunun ecele faydası yok, korkularla yüzleşme vakti geldi de geçiyor.
Yanı başımızda anbean bir soykırım gerçekleşiyor. Ülkemizde her geçen gün birbirinden kötü olaylar yaşanıyor, yozlaşmalar ortaya çıkıyor. Vicdan sahibi olan her birey gibi bunları görmek, okumak, duymak ve kayda değer bir şey yapamamak insanı kahrediyor. Bunları bilerek normal bir yaşam sürdürmek zaten mümkün değil, farkında olsak da olmasak da hepimiz bir yas sürecindeyiz ve bununla farklı şekillerde başa çıkmaya çalışıyoruz.
Ya depresyon aslında yas tutmanın bir biçimiyse -olması gerektiği gibi olmayan hayatlarımız için tutulan bir yas ise? Kaybetmekle birlikte hala ihtiyaç duyduğumuz bağlar için tuttuğumuz bir tür yas?
Kaybolan Bağlar, Johann Hari
Geçtiğimiz günlerde yas üzerine yaptığım okumalar ile aslında bu süreç ile çok sağlıksız bir şekilde baş etmeye çalıştığımı fark ettim. Günlerim amaçsız bir şekilde ya aralıksız bu haberlere kendimi maruz bırakmakla geçiyor, ya da düşünme kabiliyetimi donduran sosyal medya uygulamalarında anlık dopamin hazları yaşamakla ya da gün sonunda bana iyi hissettirmeyecek saçma dizileri izlemekle geçiyordu.
Tüm bunların yanında, kapitalist bir düzende yetişkinliğe geçişin demirbaşı olan iş hayatına atıldım. Sistemin ana amaçlarından biri seni tüketime yönlendirmek için yetersiz ve eksik hissettirmek, hele de sağlık sektöründe çalışıyorsan bu yetersizliği had safhada yaşıyorsun. Ben de bu denize atılmış her şeyden habersiz minik bir balık olarak dalgalarla savaşmaya başladım.
Çok şükür ki dualarımdan da daha iyi koşullarda bir yerde pratisyen hekimlik yapıyorum, ekibim iyi, ortamım iyi. Ama biraz bile analitik düşünceye sahip bir bireyin sistemdeki sorunları ve aksaklıkları fark etmemesi mümkün değil. Tüm bunların etkisi ile bunları fark edip dillendirmemek adına gözardı etmeye çalıştım. Gözardı edilemeyecek kadar büyük sorunlar olduğu için kendimi bile isteye zihinsel bir paralizi durumuna soktum. Saydığım tüm o aktiviteleri yapıyor oluşum bundan kaynaklıydı.
Ancak yaşam böyle devam edemez, ben böyle yaşamaya hiç devam edemem. Kendimi bulunduğum kuyudan çıkarmanın vakti geldi. Hiçbir zaman duygularımı yaşamaktan, dillendirmekten, paylaşmaktan çekinmedim. Hayatı coşkuyla yaşamanın, güzelleştirmenin, çiçeklendirmenin, yaşamı ve birbirimizi sevmenin, bu sevgiyi paylaşmanın önemini her zaman savunacağım. Evet karanlık zamanlardan geçiyoruz ve zorlu bir süreçteyiz. Bir şeyleri değiştirebilmek adına minik adımlar ile başlayacağız. Her gün hayırlı düşünce, bilgi, his ve ahlak tohumlarını ruhumuza ekeceğiz, onları özenle sulayacağız. Fırtına ile rüzgar ile yıkılırsa en baştan başlayıp yeniden bakımlarını yapacağız. İçimizde güzel rahiyalar saçan bahçeler oluşturup o bahçeleri birbirimizle paylaşacağız. O bahçelerde birbirimizin dayanağı, sığınağı ve dinlenme noktası olacağız. Üstümüzdeki ataletten kurtulup bir şeyleri değiştirebilmek adına öncelikle kendimizi sonra da yavaş yavaş çevremizi çiçeklendireceğiz, ışıklandıracağız.
Kendime verdiğim bu sözleri unutmamak adına kayda almaya ve bahçemin çiçeklenen minicik bir kısmını sizinle paylaşmaya karar verdim. Son günlerde hayatıma katmaya çalıştığım bazı alışkanlıklar:
Çok tatlı bir dua defteri tutmaya başladım. Farklı yerlerde türlü şekillerde yüreğime, ruhuma dokunan dualar ile karşılaşıyordum ve bunları sürekli bir yerlere kaydediyordum. Sonunda bir gün hepsini bir yerde toparlamaya karar verdim, öncelikle bu duaları dijital bir şekilde Notion’a kaydetmiştim. Ve namazlarımdan sonra ya da ne zaman ihtiyacım olursa o sayfayı açıp dualarımı ediyordum. Sonrasında bunları fiziksel bir deftere aktarıp yanımda taşıyarak istediğim yerde açıp bu duaları edebileceğimi fark ettim. Zaten duaların her birini sık sık okuduğumdan dolayı birçoğu zihnimde yer etti. Ancak böyle bir defterimin olması ve bu defteri çocuklarıma, torunlarıma bırakabilecek olma fikri beni çok heyecanlandırdı ve gündüz düşlerine sürükledi. Kendime çok beğendiğim minik bir defter alıp, özenle dualarımı ona yazmaya başladım. Bu süreç imanımdan aldığım lezzeti kat kat arttırdı. Rabbimle aramdaki iletişimi kuvvetlendirdi ve gerçekten şiirlerin bana hissettirdiği hazzı dualarımla da yaşamaya başladım subhanallah. Eğer henüz yoksa hepinize bir dua defteri yapmanızı içtenlikle öneririm.

Dualardan bahsetmişken bir şeyden bahsetmeden de geçemeyeceğim. Birkaç ay önce geleceğimin hissettirdiği belirsizliklerden dolayı çok bunalmıştım, ne yapacağımı bilmiyordum. Ruhumu ferahlatmak adına gece namazlarımı sıklaştırmaya karar verdim. Elmahdülillah Rabbim beni huzuruna kabul etti ve ısrarla bol bol dua ettim. Şu an, adım adım ettiğim tüm duaların eksiksiz hatta fazlasıyla gerçekleştiğini şaşırarak fark ediyorum maşallah. Bunları kaybolduğum zaman doğru yere geri dönebilmek adına öncelikle kendime sonra da sizlere hatırlatmak istedim. Çok da güzel bir tevafuktan bahsetmek isterim. İsra suresi en sevdiğim, ruhuma en çok dokunan surelerden biridir, tekrar tekrar ayetlerini ve tefsirlerini okurum. Hatta yıllardır odamın duvarlarını İsra suresinin ayetleri nurlandırıyor.

İsra suresinin özellikle 80-84. ayetlerini çok seviyorum ve gün içinde en çok tekrarladığım dualardan biri 80. ayetteki
De ki: “Rabbim! Beni, takdir ettiğin yere gönül rahatlığı ve huzur içinde koy ve çıkacağım yerden de dürüstlükle ve selametle çıkmamı sağla. Bana katından yardım edici bir kuvvet ver.”
İsra /80
ve bu yazıyı yazarken fark ettim ki bu dua teheccüd ayetinden sonra gelen bir duaymış. Gözlerimi yaşartan bir tevafuk oldu elhamdülillah.
Gecenin bir vaktinde kalkıp kendine mahsus nâfile bir ibadet olarak da namaz kıl ki, rabbin seni övülmüş bir makama yükseltsin.
İsra /79
Bundan sonraki gece namazlarımda çok daha anlamlı bir şekilde bu duayı edeceğim.
Sonunda 30’dan önce 30 hedeflerimden biri olan hava durumu battaniyesini örmeye başladım. Öncelikle Ankara’nın 2023’teki hava durumu verilerini toplayıp bunları istediğim renkler ile eşleştirdim sonrasında matplotlib kullanarak bunları görselleştirip istediğim tasarıma ve renklere karar verdim. Uzun bir araştırma, çeşitli kodlama denemeleri sonrasında içime sinen bir battaniye tasarımı oluşturdum. Şu an adım adım onu örüyorum, henüz şubat ayını tamamladık. Tabi bu süreçte sesli kitap dinlemeden duramıyorum. İnce Memed, Casterbridge Başkanı bana eşlik eden kitaplardan bazıları. Bu süreci de çeşitli şekillerde dokümante ediyorum, bittiği zaman buna dair de bir yazı gelecek.
Okumaya, öğrenmeye ve üretmeye devam ediyorum. Hayretimi her gün dinç tutmaya çabalıyorum. Gökyüzü güncem de bazen aksaklıklar yaşasak da tüm hızla devam ediyor. Günceme buradan ulaşabilirsiniz.
Hepimizi son anımıza kadar elimizdeki fidanları dikmeye ve ruhumuzu, etrafımızı çiçeklendirmeye davet ediyorum. Allah’a emanet olun🌸
her gece alarm kurup tutunduğum için niyazla
kabul olacak dualar kalpte çiçek gibi açarmış.
Bitişik Eğik Alın Yazısı, Seyyid Ensar

Yorum bırakın