Merhaba tüm organik ve yapay yaşam formları,
Geç kalınmış bir 2023 değerlendirmesi ile karşınızdayım. Yılımı değerlendirmek ve yeni hedefler belirlemek, bana da ancak şu sıralarda nasip oldu.
Her sene, kendi adıma o seneye özel bir düstur belirliyorum ve belirlediğim bu düstur üzerine hedefler koyup onları gerçekleştirmeye çalışıyorum. 2023 için belirlediğim düstur ise “Stop overthinking, start doing” idi. Kendi düşüncelerime dalıp türlü senaryolar ve hayaller kurarak yapmayı planladığım şeyi yapamadan ona dair tüm heyecanımı tüketiyorum. Bu da hedeflediğim şeylerin birçoğunun hayal olarak kalmasına neden oluyor ve somut sonuçlara ulaşamıyorum. Bu durumu aşabilmek adına 2023’te bir eylem insanına dönüşmeye karar vermiştim. Geri dönüp baktığımda bu konuda harika bir performans sergileyememiş olduğumu görüyorum ancak minik de olsa bu yönde ilerlemeler kaydettiğimi söyleyebilirim. Uzun zamandır yapmak istediğim birçok şey konusunda başlangıç adımlarını atmış ancak sürekliliğini sağlayamamışım. Sürekliliği sağlamak ve istikrar, eksik olduğum, üzerine gitmem ve çaba göstererek kazanmam gereken davranışlar. Bu nedenle gördüğüm ve baktığım yerlere hatırlatıcılar koyuyorum.
“Amellerin Allah Teâlâ’ya en sevimli olanı, az da olsa devamlı yapılanıdır.”
(Müslim, Müsâfirîn, 218)

Bu alanlardaki eksiklerimi tespit etmem ile beraber bunlara nelerin sebep olmuş olabileceğini irdelemeye başladım. İlgimi çeken konulardaki azmim, istikrarım ve odak seviyem üst düzey oluyor, yani bu durum hayatımın geneline sirayet eden bir sıkıntı değil. Ancak bir işi yaparken hissettiğim zorluk seviyesi arttıkça o spesifik alana dair ilgim azalıyor ve onlarca ilgi alanımın olması nedeniyle onun yerini anında başkaları dolduruyor. İlgimi çeken çokca şey dikkatimin binlerce parçaya ayrılmasına neden oluyor. Bunları fark etmemle beraber sadeleşmek, önceliklerimi saptamak adına 2024’ün düsturunu “Seni ne eksik bırakıyorsa, sen de onu bırak” olarak seçtim. Yılıma beni eksik bırakan şeylerin listesini oluşturarak başladım ve tahmin ettiğimden de kabarık bir listeyle karşılaştım. Umarım bu sene zamanımı talan eden ve beni eksik bırakan şeylerle vedalaşıp yoluma beni derinleştiren ve geliştiren şeylerle devam ederim.
2023’in ilk 6 ayına dair hazırladığım durum raporları sayesinde o ayları nasıl geçirdiğim konusunda belli bir fikre sahibim ancak internlüğün başlamasıyla beraber hayatımın merkezi doktorluk oldu. Gerçekten çok yoğun ve tecrübe dolu bir internlük süreci geçiriyorum. Benim gibi kendi zamanını tanzim etmekten çok keyif alan birinin zamanının büyük çoğunluğunu iş hayatı kaplayınca insanın dengeleri sarsılıyor. İlk başta bu yoğunluk beni yıpratsa da bana hekimlik adına kattığı tecrübeler, edindiğim pratik deneyimler sonucunda gelişen özgüvenim bu yoğunluğu katlanılabilir hatta keyif alınır bir hale getirdi. Doktorluktaki usta-çırak ilişkisinin etkilerini ilk elden deneyimliyorum, hastanede geçirdiğim sürenin artışı ile edindiğim deneyimler arasında logaritmik bir ilişki var. Durdurulamaz öğrenme merakım sayesinde bu süreçten aldığım verim de üst düzey oluyor, bu durum süreci daha da keyifli kılıyor. Bu sürecin ana dezavantajı ise TUS’a çalışmak için çok kısıtlı bir zamanımın kalıyor oluşu, umarım hekimlik adına edindiğim bu bilgiler TUS puanıma da katkı sağlar.
Bu arada Sosyoloji fakültemi bitirmiş ve diplomamı almış bulunmaktayım. Sosyoloji okumak verdiğim en güzel kararlardan ve geçirdiğim en güzel maceralardan biriydi. Hayatıma, yepyeni ve ferah manzaralara bakan kocaman bir pencere açmış oldu.
Bu sene de birbirinden güzel 100 tane konuğum oldu. Yepyeni yazarlar tanıdım ve kalbimin en güzel köşelerini eserleri ile çiçeklendirdiler. Bu sene ağırlıklı olarak Türk yazarları okudum ve birçoğu da daha önce tanımadığım ve duymadığım isimlerdi. Yılın son demlerinde keşfettiğim kalemine, diline bayıldığım Güray Süngü bu isimlerden biri. Şiir severlerin kalbini çalacak Sayıklar Bir Dilde kitabında enfes şairlerin enfes dizelerinden harika kurgular ortaya çıkarmış. Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk kitabında öykülerinin içine öyle bir dahil oluyordum ki bittiğinde öykünün içindeki bir gözlemci değil de okuyucu olduğumu sersemlemiş bir şekilde fark ediyordum.
Yıllardır twitter üzerinden takip ettiğim Sedat Anar’ın, “Ses, Nefes ve Müzik” kitabının kitapçıda karşıma çıkmasıyla heyecan verici bir öğrenme sürecine dahil oldum. Bu kitap ile başlayan serüvene Sokakname kitabı ile devam ederek bir anda kendimi sokak müzisyenliği, santur ve İran şairleri hakkında okumalar yaparken buldum. Sedat Anar sayesinde birbirinden enfes şiirleri ve şairleri tanıma ve okuma fırsatı buldum. Ahmed Şamlu’nun Ey Aşk! Ey Aşk! Mavi Yüzün Görünmüyor şiir kitabından ruhumun pasını gideren birkaç dize bana Tamino’nun Habibi şarkısını anımsattı ve hayal dünyamda üçümüzün beraber oturup bu iki eseri değerlendirip üzerine konuştuğumuz güzel bir ortam oluşturdum.
Elimde bir kandille
Gönlümde bir kandille ayağa kalkıyorum
Ruhumun pasını gideriyorum
Senin aynanın karşısına bir ayna bırakıyorum
Senden ebedi bir varlık yaratmak için
Ahmed Şamlu, Ey Aşk! Ey Aşk! Mavi Yüzün Görünmüyor
Aynı şiir kitabından Hala O Kargayı Düşünüyorum şiiri de düşünmeyi bırakamadığım şiirlerden. Sohrab Sepehri’yi de keşfetme fırsatı buldum. Sohrab Sepehri’nin Suyu Bulandırmayalım şiiri Abdurrahim Karakoç’un nahif şiiri İncitme’nın dimağımda bıraktığı o leziz incelik hissiyatını bana yeniden yaşattı.
Yıllardır her yerde şiirlerinden alıntıları karşıma çıkan Furuğ Ferruhzad’ın şiirlerini de ilk defa “Sadece Ses” kitabı ile deneyimlemiş oldum. Şiirleri ile o kadar kısa, öz ve vurucu bir şekilde duygu aktarımı yapıyor ki insan şaşırıp kalıyor. Şiirlerindeki benzetmeler, göz, pencere, perde kavramlarını kullanımı gibi şeyleri analiz etmek için içimde büyük bir istek oluştu. Buna dair okuduğunuz eserler, blog yazıları varsa önerilerinizi beklerim. Ve günlerdir tekerleme gibi dilime dolanan ve neden bu kadar kalbimi ısıttığını anlayamadığım birkaç dizeyi de buraya aktarmak istiyorum.
Benim ufak ağacım
meğer rüzgara aşıkmış.
Berduş, kararsız rüzgara.
Nerede rüzgarın evi?
Nerede rüzgarın evi?
Furuğ Ferruhzad, Sadece Ses
Cahit Zarifoğlu’nun harika denemeler yazdığını biliyordum ancak onlar kadar harika öyküler yazdığından haberdar değildim, bu sene İns kitabı ile bunu da keşfetmiş oldum. Herkese şiddetle tavsiye ederim.
Kütüphanelerin ve kitapçıların üstümde bıraktığı rahatlatıcı etkiyi had safhada yaşadığım ve okumaktan büyük keyif aldığım Days at the Morisaki Bookshop ve What You Are Looking For Is in the Library kitaplarını da tüm kitapseverlere öneriyorum.
Bu sene kitaplar sayesinde birbirinden güzel insanlar tanıdım ve onlarla çok keyifli sohbetler etme imkanım oldu. 3 kişilik kitap klübümüzle buluşmalarımıza devam ediyor ve birbirinden güzel, zihin açıcı, ruh ferahlatıcı muhabbetler ediyoruz.
Bu sene birçok farklı formda kitap okudum. Kendime hediye olarak Kobo aldım ve okuma deneyimim kat kat güzelleşti. Önceleri adapte olamadığım sesli kitap işini de şu sıralar çok seviyorum. Örgü örerken harika dünyalara girmemi sağlıyorlar. Birçok kitabı sesli olarak dinlediğim süreçte sevdiklerime enfes çiçekler, oyuncaklar ördüm. Kendime ise soğukları hiç ama hiç hissettirmeyen yumoş yumoş bir atkı ördüm. Fark ettim ki ördüğüm nesneler ve dinlediğim kitaplar arasında bir bağ oluşuyor, atkımı kullanırken onu örerken dinlediğim kitapları düşünürken buluyorum kendimi.
Çiçeklerden bahsetmişken bu sene kendimi çok sayıda çiçekle şımarttım. Bu durum ailemi isyan ettirecek noktaya getirdi ama her gördüğümde beni en derin tefekkürlere götüren bu güzellikleri hayatıma katmazsam çok eksik kalırım.
Bu sene beğendiğim filmlerin neredeyse hepsinden önceki durum raporlarımda bahsettim. Favorilerim ise, zihnimde filmden belli kesitleri sıklıkla ziyaret ettiğim Haru ve Chungking Express.
Bu sene, birçok güzellik, hüzün, endişe ve sevinç içeren anı ile doluydu. Yaşam serüveni iyilikleri ve güzellikleri paylaştıkça, güzellikleri ve hayrı yaydıkça anlam kazanıyor. Ben de elimden geldiğince bunu yapmak istiyorum. Öğrenme macerama bir yıl daha eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Bu sıralar kendime tekrarlayıp güç aldığım ayet ve alıntı ile yazımı bitiriyorum. Okuduğunuz ve vaktinizi ayırdığınız için teşekkürler.
O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.
Şuara 78
Yol uzun uzak. Kalbimizden başka pusula da yok gövdemizin cebinde.
Sezai Karakoç



Yorum bırakın