Nehirden denize özgür Filistin ile özgürleşen esra

By

Merhaba tüm organik ve yapay yaşam formları,

Uzun zamandır yazı yazmıyordum hatta 3 aylık durum raporlarımdan birini yazmayı bile es geçtim. Bloguma yazı yazmadığım gibi normal hayatımda da en az yazı yazdığım dönemlerden birini geçirdim. Günlük tutmuyordum, okuma güncelerimi aksatıyordum. Düşündüklerimi, hissettiklerimi dokümante etmiyordum. Sanırım bunları irdelemeye ve incelemeye karar verirsem karşıma çıkacak şeylerden ürküyordum. Ben de her zaman yaptığım gibi fırtınanın geleceğini sezip fırtınada ayakta kalmak yerine sığınaklarıma kaçtım. Kendi düşüncelerimle kalmamak için sürekli çalıştım, okudum, sesli kitap dinledim, bir şeyler izledim ama bir an bile olsa kendi düşüncelerimle kalmamaya çalıştım. Elbette bu kaçışın ruhum için hazin bir sonu olacaktı. Kendimle, kendi düşüncelerimle vakit geçirmemek gönlüme ve ruhuma yaptığım en büyük haksızlık, bunu her düşüşümde fark ediyor ancak yeniden aynı duruma düşmekten kendimi alamıyorum.

Günlük tutmak, düşündüklerimi, hissettiklerimi irdelemek, yazı yazmak bunların her biri kendimle kaldığım, gönlümü ve ruhumu arındırdığım aktiviteler ancak hayatımda yolunda gitmeyen bir şey olduğunda da ilk vazgeçtiğim aktiviteler bunlar oluyor. Bu durum gönlümün daha da yorgun düşmesine ve kirlenmesine neden oluyor, bunun sonucunda da ibadetlerimden aldığım keyif ve huzur kayboluyor. Korkunç ve can yakıcı bir kısır döngü içine giriyorum.

Şükürler olsun ki bu düşüşlerin her birinin sonunda merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim kaybolup savrulduğum yollar üzerine, beni kendime getirecek, yeniden O’na döndürecek (Şuara,78) rahmetler serpiştiriyor. Bu yazıyı şu an yazıyor oluşum bile çok büyük bir rahmet benim için.

Düşüşümden daha güçlü, daha taze bir imanla kalkıyorum, fırtına hala devam ediyor ancak sığınaklarımdan çıkacak ve fırtınaya dayanacak gücü Allah’ın izniyle kendimde buluyorum.

Gönül yorgunluğumu son birkaç aydır yoğun bir şekilde hissetsem de köklerini takip ettiğimde çok daha uzun zaman öncesine dayandığını fark ediyorum. Hayatımdaki huzur, düzen parça parça çözülmeye başlamış. Hoşuma giden, hayırlı zannederek takip ettiğim şeyler aslında ruhuma zarar veriyormuş.( Bakara 216) Bu şeylere ayırdığım vakit arttıkça, hayatımda asli önemi olan şeylere ayırdığım vakit de giderek azalmış. Bununla korele bir şekilde de huzurum ve düzenim paramparça olmuş, bunları fark edebilmem de epey bir zaman aldı.

Yavaş yavaş dallarımdaki meyvelerin çürüdüğünü fark ediyordum ancak içinde bulunduğum durumu fark etmemde en çarpıcı ve sarsıcı etki 7 Ekim ile başladı. Günlerdir aslında yıllardır gönlümüzü yakıp kavuran Filistin davası aynı zamanda ruhumdaki, zihnimdeki putları da yakıyor ve yıkıyor. Bu kadar zulmün karşısında somut hiçbir şey yapamamak; imanımı, ilmimi kuvvetlendirmek adına beni kamçılıyor.

Pandemi döneminde canım arkadaşlarımın vesilesi ile Kudüs hakkında ilmimi arttırmak için başladığım macera istikrarlı bir şekilde sürüyordu. Ancak 7 Ekim’den beri olanlar karşısında elimin, kolumun bağlı olması bana, daha iştiyakla daha bilinçli bir şekilde bu konuda ilmimi arttırmam, aksiyon almam gerektiğini gösterdi.

Fırtına hala devam ediyor ancak adım adım Kemal Sayar’ın dediği gibi beni eksik bırakan şeyleri tayin edip ben de onları bırakmaya çalışıyorum. Seyyid Ensar’ın şiirinde dediklerini anımsayıp beni dünyaya çağıran şeylere titizlikle yaklaşıyorum.

Seni ne eksik bırakıyorsa, sen de onu bırak.

Kemal Sayar

nelerse beni dünyaya çağıran, kulak kabarttıkça

bir meyve daha çürüyor dallarımda

Seyyid Ensar

Öğrenme maceram daha bilinçli, daha taze ve daha özgür bir şekilde devam edecek. Bu süreci de buradan paylaşmaya devam edeceğim, öğrenme macerama eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim.

7 Ekim Allah’ın izniyle Kudüs’ün ve bizim özgürlüğümüzün başlangıcı olacak. Nehirden denize özgür Filistin gibi biz de bu dava yolunda çaba sarf ettikçe özgürleşiyoruz ve daha da özgürleşeceğiz.

Posted In ,

Yorum bırakın