Merhaba tüm organik ve yapay yaşam formları,
2023’ün ikinci 3 aylık durum raporuna hoş geldiniz! Hayatımda güzel değişimlerin olduğu dolu dolu bir üç ay geçirdim. Yaşarken çok keyifliydi, inşallah okurken sizler de keyfime ortak olursunuz.
İlk olarak akademik hayatımdaki güncellemeler ile başlarsak:
- Bu 3 ayda, tıp fakültesindeki son teorik derslerimi alarak son stajlarımın sınavlarına girdim. Merak edenler için aldığım tüm stajlardan sonra hala Göz Hastalıklarına körkütük aşık olduğumu söyleyebilirim ❤️
- Resmi olarak 3 Temmuz itibari ile de intern oldum🎉 Ama internlüğüme Halk Sağlığı ile başladığım için hala tam olarak kendimi intern olmuş hissedemiyorum.
- Bu süreçte ara ara TUS çalıştım ancak istediğim performansı gösteremedim. Öğrenirken keyif almak en büyük hedefim olduğu için kendime geleneksel olmayan bir çalışma planlaması oluşturdum. TUS dersleri dinliyorum ancak kitap doldurup ezberleyerek ilerlemiyorum. İlgimi çeken konuları ek kaynaklar ve textbooklardan da okuyarak ilerliyorum. Kısa vadede zaman kaybettireceğini ancak uzun vadede hekimliğime büyük katkısı olacağını düşünüyorum.
- Bu sene son sınıf sosyoloji öğrencisiyim. Bahar dönemi sosyoloji final sınavlarına girdim ve bu dönemin bütün derslerini vermiş bulunuyorum. Ancak güz döneminde, veremediğim 2 dersim kaldı. Eğer Temmuz ayında 3 ders sınavı ile bu derslerimi de verebilirsem tıp fakültesinden önce sosyolojiden mezun olmuş olacağım. İkinci üniversite olarak sosyoloji okumak ufkumu genişleten, dünyayı bambaşka perspektiflerle görmemi sağlayan aşırı keyifli bir serüvendi. Hayatım boyunca da bu alanda öğrenme maceram devam edecek.
- İkinci üniversitemi bitirecek olmam ile beraber içimde yeni bir üniversite okuma heyecanı alevlendi. Kendi kendime de öğrenebilen bir insanım ancak böyle kürate edilmiş bir şekilde öğrenmek, süreci çok daha verimli kılıyor. Ankara Üniversitesi Japon Dili ve Edebiyatı aklımı çelen bölümlerden birisi. Seneye yeniden üniversite sınavına girip şansımı denemeyi düşünüyorum.
Akademik güncellemelerimizi bitirdikten sonra akademik hayatım dışında kalan vakitte neler yaptığıma geçebiliriz.
- Yoğun bir staja denk geldiği için Ramazanımı gönlümden geçtiği gibi ihya edemesem de elimden geleni yapmaya çalıştım. Arkadaşlarımla çok keyifli ve güzel iftarlar yaptık.
- Bahar aylarında olduğumuz için her yerde bol bol rengarenk çiçekler gördüm ve kendime harika çiçekler aldım. Bu çiçekler sayesinde toplu taşımada çok keyifli anlar yaşadım, tatlı insanlar tanıdım.


Aldığım bu papatyalardan birkaç gün sonra papatya temalı bir bride to be’ye katıldım. Sevdiğim insanların mutlu günlerine ortak olmak o kadar güzel ki!

Haziran’ın başında tatile girmem ile beraber kendime yeni puzzlelar aldım. Bunlardan biri, Portekiz’de bulunan ve ziyaret etmek istediğim Lello kütüphanesiydi. Bugüne kadar yaptığım en zor puzzlelardan biriydi.

Evde artık kullanmadığımız çok cd bulunuyor, ben de geri dönüşüm ve diy işlerinden çok hoşlandığım için onları boyayarak duvar süslerine dönüştürdüm. Sanatsal kabiliyetlerim sınırlı olsa da çok keyif aldığım bir aktivite oldu.

Önceki yazılarımda da Lilo ve Stitch’i çok sevdiğimden bahsetmiştim. Bu dönem Stitch sevgim bir obsesyon haline geldi ve Stitch’i içeren bir sürü şey ördüm.
Bu üç aylık dönemde birçok dizi izledim. Ancak asıl bahsetmek istediğim, yakın zamanda senoryosu ile beni çok etkileyen ve geçmiş dönemlerdeki fangirl duygularımı yeniden ortaya çıkaran Ted Lasso dizisi oldu. İzlemediyseniz kesinlikle izlemenizi öneririm. Herkese hitap edebileceğini düşündüğüm bir dizi. Bu dönem boyunca tüm arkadaşlarıma her yerde bu diziden bahsettim.
İnsanların değişim ve dönüşümlerinin, karakter gelişimlerinin harika işlendiği enfes ötesi bir dizi.
Dizide sürekli konu edilen bir bisküvi var. Karakterlerimizden biri de bisküviyi o kadar iştahla yiyordu ki tarifini bulup ben de yaptım ve tam olarak dizideki gibi bir kutunun içinde servis yaptım. Dediğim gibi fangirl duygularımı yeniden ortaya çıkardı. Gerçekten leziz bir bisküviydi.
Beni bisküviyi yapmaya iten sahnelere buradan göz atabilirsiniz.
Önceki aylara oranla daha az film izledim. Ancak bunlardan birisi çok etkileyiciydi. 1996 yapımı Haru isimli filmde, bir sinema forumunda tanışan iki kişi mailleşmeye başlıyor ve onların serüvenine ortak oluyoruz. Sakince ilerleyen ve kendi hayatımdan izler bulduğum enfes bir filmdi. İzlediğim filmlere ve değerlendirmelerime buradan ulaşabilirsiniz.
Bu dönemde keşfettiğim ve bir reaksiyon videosu çekip arkadaşlarıma attığım Howl’un “That’s My Girl”ü farklı dillerde söylediği videoyu da sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bunun 3 saatlik bir versiyonu daha var göz atmak isterseniz.
Bu üç ayın keyifli geçmesine sebep olan asıl noktaya gelirsek yine ve yeniden birbirinden harika kitaplar aldım ve okudum. Boş vaktim olunca tüm vaktimi kitap okuyarak değerlendirmeye çalıştım.


Bu 3 ayda 30 kitap okumuşum. 5 yıldız verdiğim kitaplarla dolu bir süreç oldu. Bir önceki yazımda bahsettiğim Eşikte Beklemek bunlardan biri.
Diğer beş yıldızımı Saraybosna Blues’a verdim. Bosna iç savaşı sırasında o dönemde yaşadıklarını şiirler ve denemeler ile aktaran Semezdin Mehmedinoviç’in eseri. Okuma süreci çok sarsıcıydı, yazar savaşın gerçeklerini çok duru bir şekilde aktarabilmiş.
Yürüyen Adam isimli bir manga okudum ve kiraz ağacının yaprakları üzerinde uyumak yeni hayallerimden biri oldu.
Seçim ruhunu yakalamak için o güne özel sevdiğim yazarlardan Italo Calvino’nun Sandık Gözlemcisinin Uzun Günü kitabını okudum. Kitabı kütüphaneden aldım, önceden okuyan insanlar her bölüm sonunda bölüme dair notlar almış ve kitap üzerinden birbirleriyle kavga etmişlerdi. Yani kitabı okurken onların tartışmalarını da okumuş oldum.
Okuduğum kitapların her biri birbirinden güzeldi. Okuduğum ve okumakta olduğum tüm kitaplara goodreads hesabımdan ulaşabilirsiniz.
Bir sonraki üç aylık durum raporunda görüşmek üzere. Okuduğunuz için teşekkürler, düşünce birliğime katkılarınızı beklerim🖖
Yorum bırakın