2022’deki 100 konuğum

By

Merhaba tüm organik ve yapay yaşam formları,

2022’de kendim için büyük toplum için küçük bir adım atarak 100 kitap okuma hedefimi tamamladım. Okuma maceramı anlamlandırabilmek için elbette geriye dönüp analizini yapmam gerekiyordu. Bu yazı, okuma sürecime dair analizleri ve yorumlarımı içeriyor. Bu süreçte, okuma alışkanlıklarıma dair varsayımlarımın ne kadar yanlış olduğunu büyük bir keyifle keşfettim.

Okuduğum 100 kitabın 50’sini kendi kitaplığımdan, 31 tanesini halk kütüphanesinden alarak okudum. Adnan Ötüken 2022 yılı boyunca favori kütüphanem olma özelliğini korurken, 2023’te yerini Gazi Üniversitesi Merkez Kütüphanesi aldı. Gazi’nin kütüphanesinde gezerken GEB’i(Gödel, Escher, Bach) bulduğum anın heyecanını size tarif edemem. Sanırım heyecanım, bana yardımcı olan kişiyi biraz ürküttü.

Geriye kalan kitaplardan 13 tanesini e-kitap olarak okudum, 4 tanesini sesli kitap olarak dinledim ve 2 tanesini de arkadaşımdan ödünç alarak okudum.

Aylara göre okuduğum kitap dağılımını incelediğimde gerçekten çarpıcı sonuçlara ulaştım. En çok kitap okuduğum aylar 15 kitap ile zirveyi paylaşan Eylül ve Aralık ayları oldu. En az kitap okuduğum aylar ise en çok boş vakte sahip olduğum Temmuz ve Ağustos aylarıydı. Beklentilerime uygun olmayan bir tabloyla karşılaşınca hemen buna neden olan etmenleri irdelemeye karar verdim. Aralık ayında çok kitap okumamın sebebi hedefime ulaşabilmek içindi. Ancak Temmuz ve Ağustos aylarında birçok sorumluluğumdan azade olmama rağmen sadece birkaç kitap okuyabilmiştim. Bunun tam aksine okulumun ve sorumluluklarımın başladığı Eylül ayında, aylık okuma rekorumu kırmıştım. Her iki ayda da benzer kitaplar okumuşum, yani kitapların konusal ağırlığı bu farklılığı açıklamıyor.

Uzun analizlerim sonucunda aslında gözümün önünde olan ancak bunu bir dezavantaj olarak gördüğüm için bana sağladığı avantajları fark edemediğim ulaşım sorunumun, bu farklılığı oluşturduğunu anladım. Ulaşım sorunumu ayrıntılandırmam gerekirse; evim şehir merkezine ve okuluma çok uzak , günlük yaklaşık 3 saatimi ulaşım araçlarında geçiriyorum. Yıllardır ana şikayet ve bahane konum ulaşım üzerine olduğu için bana sağladığı dikkat dağıtıcılardan uzak 3 saatlik boşluğu fark edememişim. Ve bu boşluk; boyumu aşan okuma listemle başa çıkabilmek için en iyi vakitmiş, data analizleri ile doğrulandı.

Bu sene kitaplara ne kadar harcama yaptığımın ve aldığım kitaplardan kaç tanesini okuduğumun analizini de yaptım. Tüm faturalarıma ulaşamadığım için veri eksikliğim olsa da tablo bu haliyle bile pek iç açıcı değil. Bu sene 56 kitap almış ve kitaplara 1624 ₺ harcamışım. Yani ortalama bir kitaba 29 ₺ vermişim. Kitap fiyatlarının aşırı yükseldiği bir zamanda bu ortalama beni memnun etti. Asıl üzüldüğüm faktör aldığım 56 kitabın 29 tanesini hala okumamış olmam. Aslında kitap alışverişlerimi bilinçli yapmaya çalışıyorum, genelde aldığım kitaplar birkaç defa okumak isteyeceğim ve araştırmalarımda kaynak olarak başvuracağım kitaplar oluyor. Bunların da büyük bir çoğunluğunu sosyoloji kitapları oluşturuyor. Bazen de Debbie Tung gibi kütüphaneden aldığım bir kitabı çok beğeniyor ve kendi kitaplığıma da alıyorum.

36 roman, 16 öykü, 17 deneme, 17 kurgu-dışı(biyografi, sosyoloji vb), 11 şiir ve 3 illüstrasyon kitabı okumuşum. Beni tatmin eden bir dağılım oldu. 2023’te romanların sayısını biraz daha azaltıp bunları kurgu-dışı kitaplara kaydırmak istiyorum. Çünkü okunacaklar listem bunlarla dolup taşıyor.

Bu sene 21 kitaba 5 yıldız vermiş, 1 kitaba da 1 yıldız vermişim. Okuduğum kitaplara ortalama puanım da 3.8 olmuş. Bu da benim için şaşırtıcı bir veri oldu. Çünkü kitaplara genelde yüksek puanlar veririm, ne kadar hoşlanmasam da ardındaki emeği göz ardı edemiyorum ve 1 puan veremiyorum. Eğer 1 puan verdiysem sınırlarım gerçekten zorlanmış demektir. 1 puan verdiğim kitapta işlenen konu gerçek anlamda çok rahatsız ediciydi, zorlu bir okuma süreciydi.


Hadi asıl keyif aldığım kısma geçelim ve kitapların kendilerinden bahsedelim. Bu sene harika yeni yazarlar keşfettim, daha önce keşfettiğim yazarların enfes başka kitaplarını okudum. Yeni deneyimler, yeni duygular, yeni düşünce tohumları, eski düşüncelerin tamamlanması ve onarılması adına çok verimli bir seneydi.

Bu sene kalbimi çalan ve elimden kitaplarını düşüremediğim yazar Thomas Bernhard oldu. 2023’e de onunla yapılmış söyleşileri içeren bir kitap okuyarak başladım. Eserlerinden tahmin ettiğim gibi narin bir kalbe sahip aksi bir ihtiyar kendisi. Thomas Bernhard insanlığın karanlık yönlerini, sıradan olayların ardındaki irkiltici gerçeklikleri trajikomik bir şekilde ele alıp çarpıcı bir şekilde yüzümüze vuruyor. Çeşitli öykülerden oluşan Ses Taklitçisi kitabı; birçok kesime birçok eleştiri yaptığı, öykülerin şaşırtıcı ve etkileyici sonlarla bittiği bir eserdi. Çok beğendiğim minik bir öyküsünü buraya bırakmak istiyorum:

Hiç de zor olmayan ve dolayısıyla da tehlikeli olmayan bir ameliyatı birden sinirleri bozularak asistanına bırakmak zorunda kalan o ünlü operatör ve profesör, sonradan, toplum içinde, kendine gelmiş olan hastaya karşı dürüst davranmayarak, yani iyi bir karakter örneği göstermeyerek olayın aslını anlatmamış ve başarılı bir ameliyat geçiren hasta tarafından kutlanmayı kabul etmiş. Abartılmış derecede kıymetli olanları bir yana, ki aralarında Napoleon’un altın cep saati de varmış, hastanın verdiği armağanları hiç düşünmeden kabul etmiş. Biz, her gün kaç ünlü operatörün sinirleri bozularak ameliyatlara ara verip bu ameliyatların asistanları tarafından bitirildiğini ve buna karşılık kendilerini tebrik ettirip hediyeye boğdurduklarını bilmiyoruz ama bunların sayısı yaklaşık ünlü operatörlerinki kadar olmalı. Ve tanınmamış ve kutlanmayan ve asla sinirlerinin bozulmasına izin verilmeyen asistanların sayısı da bir o kadar çok olmalı. Biz her zaman, ameliyatlarımızı aynı zamanda ünlü tıp profesörleri olan ünlü operatörlerin asistanlarına yaptırmayı yeğledik, o operatörler ve profesörler yerine. Ve biz bu ameliyatlardan hep oldukça iyi durumda, hayatta kalarak sıyrıldık.

Ünlü

Doktorlara ve hastalıklara dair ayrıntılı tariflerde bulunuyor kitaplarında. Hatta ilk eseri olan Don kitabında ana karakterimiz bir stajyer doktor. Bunları okudukça kendisinin bir tıp geçmişi olduğunu düşünmüştüm ancak kendisi konservatuvarda okumuş. Hatta çok beğendiğim otobiyografik ögeler içerdiğini düşündüğüm Bitik Adam kitabında; 3 piyano virtüözünün hikayesi aracılığıyla kusursuzluk temasını enfes bir şekilde işliyor.

Söyleşileri sayesinde gizem çözüldü ve kardeşinin doktor olduğunu öğrendim, tıbba dair bilgileri buna dayanıyormuş. Thomas Bernhard ve kitapları hakkında saatlerce konuşabilirim, eğer okuyup tartışmak isterseniz her zaman bu teklife açığım.

Hermann Hesse’nin enfes kitabı Çarklar Arasında’da; Yetişkinler, sahip oldukları yanlış başarı kavramını dikte ederek öğrenme merakına sahip, zeki bir çocuğun hayatını nasıl mahvediyor bunu okuyoruz. Bir diğer ifadeyle; Dünya’daki eğitim sistemi, nasıl zihinleri ve hayatları mahvediyor bunu görüyoruz. Akademik hayatta güzel sonuçlar alarak yetişkinlerin onayını kazanan ve bunun sonucunda onay almak için daha da güzel sonuçlar alması gerektiğini fark edip kısır döngüye giren her bireyin kendinden bir parça bulacağı bir kitap.

Bu sene keşfettiğim harika yazarlardan biri Jean-Louis Fournier. Tek Yalnız Ben Değilim kitabında, eşini kaybetmesi ve yaşlanması ile beraber hapsolduğu yalnızlığı; enfes, çarpıcı ve çok farklı şekillerde ifade ediyor. Konunun ağırlığı sizi ürkütmesin, kendisi çok komik birisi.

Bu kitabı okuduğum sıralarda Sosyoloji’de Nüfus ve Toplum dersini alıyordum. Toplum ve nüfusun değişimi ile yaşlıların nasıl toplum dışına itildiği, yalnız bırakıldığı hatta o yalnızlığa mahkum edildiğini düşünmüştüm. Çok yakın zamanda bu düşüncelerimi yeniden bana hatırlatan birkaç eserle karşılaştım. Haneke’nin Amour filmini izledim. Filmde, yaşlı bir çiftten birinin felç geçirmesi ile çiftin değişen hayatını izliyoruz. Aynı zamanda Rasim Özdenören’in bir deneme kitabını okuyordum ve Rasim Bey’in yalnızlık üzerine yazdıkları, düşüncelerimin daha da yoğunlaşmasını sağladı.

Daha önce paylaşma imkanını elinde bulunduran kişinin bu imkanı yitirmiş olması, onun yalnızlığa yuvarlanması için yeterlidir.

Ben ve Hayat ve Ölüm – Rasim Özdenören

20’li yaşlarımda, yaşlılık ya da yaşlılar düşündüğüm konular, hatta fark ettiğim konular bile değil. Ancak bunun değişmesi gerektiğini hissediyorum. Yaşlıların sağlık alanındaki ihtiyaçlarını önemsediğimiz kadar, ruhsal ihtiyaçlarını da önemsemeliyiz. Bu düşünce sarmalları sonucunda bu konular üzerine odaklanmaya, çevremdeki yaşlılar ile paylaşım ortamları oluşturmak için adımlar atmaya karar verdim. Bunun her iki taraf içinde çok değerli bir deneyim olacağına eminim.

Keşfettiğim bir diğer enfes yazar Byung-Chul Han. Günümüz toplumunu en iyi analiz eden felsefeci ve kültür eleştirmenlerinden biri. İçinde bulunduğum bir durumun, buna neden olan etmenler açısından irdelenerek ortaya koyulmasına ihtiyacım varmış. Kitaplarında; günümüz toplumunda her birimizin sahip olduğu patolojik davranışları, bunlara neden olan etmenleri ve bunların sonuçlarını, geçmiş toplumlarla karşılaştırarak inceliyor. Okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Yorgunluk toplumu kitabını okurken biraz zorlandım, çünkü bazı felsefi kavramlar üzerine ön bilginiz olduğu kabulü üzerine yazılmış. Enfokrasi: Dijitalleşme ve Demokrasinin Krizi çok daha anlaşılır bir kitaptı. Ancak bu alanda daha önce çok okuma yapmış olmam da buna katkı sağlamış olabilir.

Hızlıca keşfettiğim diğer yazarlardan da bahsedeyim. Selçuk Baran’ın Bir Solgun Adam kitabında; her şeyin hızla değişmeye başladığı bir dünyada değişmeye karşı direnci olan, adım adım yaşamının sonlarına yaklaştığını ve bu yeni dünyaya alışamadığını fark eden, toplumdan kendini izole etmiş bir adamın güncesini okuyoruz. Selçuk Baran’ın anlatımı, üslubu çok güçlü ve sade. Bu da insanda çarpıcı bir etki oluşturuyor.

Doğan Cüceloğlu’nun Gerçek Özgürlük kitabı ile hayata dair yeni bakış açıları kazanmanın yanında Selim ve Kerim Altınok ile tanıştım.(bkz. Bir Ağaç Gibi)

2022’de zihnimde yer eden öykü kitapları okudum. Pelin Buzluk’un En Eski Yüz kitabındaki öyküler, uykumuzun bölünmesi ile havada kalan rüyalarımızı anımsattı bana. Kerem Bakıcı her okuduğumda kalbimi titreten bir başlığa sahip “Toprakta Büyür mü İnsan?” kitabında ölümü tema alan birbirinden güzel öyküler kaleme almış.

Daha önce Jack London okumamıştım ancak herkes ondan büyük bir zevkle bahsediyordu. Ateş Yakmak kitabını okuduğumda sebebini anladım. Sıcacık evimde yumuşacık battaniyemin altında kitabı okurken, kitapta tarif edilen soğuğu iliklerime kadar hissettim. Hem de sadece 15 sayfalık bir öykü ile, bu ancak güçlü bir kaleme sahip bir yazarın başarabileceği bir şey. Ayrıca İş Bankası kitabı basarken çok güzel bir şey yapmış. Yazarın iki farklı yılda yazdığı aynı öyküyü peş peşe basmışlar, bu yazarın gelişimini görmek açısından çok eğitici olmuş.

Çalışmanın Mitolojisi: Kapitalizm Kendine Rağmen Nasıl Ayakta Kalıyor?, Tembellik Hakkı ve Faydasızlığın Faydası ile anti-kapitalist düşüncelerim güçlenerek kök saldı. Her birinin eleştirilecek noktaları da mevcuttu ancak okuma süreçleri keyifliydi.

Mary Shelly’in Frankenstein’ını sonunda okuyabildim, kesinlikle çağının ötesinde bir eser. Bu kitabı okurken bana eşlik eden enfes bir şarkıdan bahsetmezsem olmaz. Mizahına bayıldığım bdg aka brian david gilbert’ın ABBA’nın Gimme! Gimme! Gimme! şarkısını dönüştürdüğü enfes eser.

2022’de Minnet Eylemem şiir kitabı ile Yağız Gönüler, Beşinci Mevsim şiir kitabı ile Abdurrahim Karakoç, harika illüstrasyonları ile Debbie Tung (bkz. Moledro #2) ruhumu çiçeklendirdi.

Daha bahsetmediğim birbirinden güzel yazarlar, şairler 2022’de zihnimin, ruhumun ve kalbimin konuğu oldular; gerçek anlamda konukları hem de. Okuduğum kitaplardaki karakterler ya da yazarlar, onları okuduğum dönem boyunca hayatıma eşlik ediyor. Günlük hayatta karşılaştığım durumlarda şu karakter bunu söylerdi ya da bu yazar buna böyle yorum yapardı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Hatta günlüklerimde onlarla sohbet ettiğim bile oluyor, harika düşünce birlikleri kuruyoruz.

Umarım 2023’te de harika yazarlar ve şairlerle tanışıp enfes düşünce birlikleri kurabilirim.

Kitap tavsiyelerinizi ve düşünce birliğime katkılarınızı beklerim🖖

Posted In ,

Yorum bırakın