Merhaba tüm organik ve yapay yaşam formları,
Ben katıksız bir cesaretsizim. Cesaretsizliğimi yenmek adına ilk olarak bu problemi ayrıntılarıyla ortaya koymam gerekiyordu. Bu süreçte tüm zayıf noktalarımın ortaya serildiği bir yazı ortaya çıktı. Ben de “Aech daha cesur olacak” eylem planımın ilk adımı olarak zayıf noktalarımı gözler önüne seren bu yazıyı büyük bir cesaret(!) örneği göstererek internet uzayına yüklemeye karar verdim. Bunları yazarken filmlerde geceleyin yüksek bir gökdelen ya da dağın tepesinden gökyüzüne haykıran insanların yaptığı şeyi, sanal alemde binary sayıların akış içinde olduğu veri uzayına yaptığımı hayal ediyorum. Burada olduğunuza göre veri uzayındaki haykırışlarım size ulaşmış olmalı. Hoş geldiniz ve kemerlerinizi bağlayın sarsıntılı bir yolculuk olacak.

Hayatımda çok cesaretli olduğum bir zaman dilimi olmamakla beraber sahip olduğum vasat cesaret düzeyi de yıllar geçtikçe azalmakta. Yakın tarihe kadar bu durum benim için bir problem teşkil etmiyordu. Ancak elimden kaçan fırsatlar, veremediğim kararlar, yüzleşmemek için göz ardı ettiğim problemler çığ gibi büyüyerek beni mental olarak bir enkaz altında bıraktı. Enkazların tek güzel yanı, çürüğün nerede olduğunu size büyük bir netlikle gösteriyor olması. Bu enkaz sonrasında tüm oklar problemimizin cesaretsizliğim olduğunu gösteriyordu. Problem tanımlandığına göre artık onu her yönünden analiz ederek anlamlandırmaya çalışabilirim.
Bir problemle karşılaştığım zaman ya da anlamlandıramadığım şeyler olduğu zaman, onları anlamlandırmak için inanılmaz bir dürtü hissediyorum. Bir şeyi anlamlandırmadan göz ardı edersem, bu durum zihnimin arka planında sürekli çalışan bir işlem gibi tüm zihin gücümü tüketiyor. Aynı zamanda anlamlandıramadığım bir şeyi artık anlamlandırabildiğim anda hissedeceğim zevk beni motive ediyor ve sürekli bir uğraşı olarak bir şeyleri anlamlandırmaya çalışıyorum. Bunu o kadar sık yapar oldum ki kendime bir “anlamlandırma kılavuzu” bile oluşturdum.
Aech’in anlamlandırma kılavuzu
- Problemin senin için çağrıştırdığı kelimeler, duygular ve düşüncelerden oluşan bir zihin haritası oluştur. Bu zihin haritası sayesinde probleme bakış açımız hakkında daha derin bir kavrayış elde etmiş oluyoruz.
- Problemin temeli olan veya problemin özeti olan kelimelerin kökenlerini araştır. Toplumsallaşma sürecinde edindiğimiz dil üzerinden düşünüyoruz ve dünyayı anlamlandırıyoruz. Bu nedenle yaşadığımız deneyimleri ifade ederken kullanmayı seçtiğimiz kelimelerin kökenlerini araştırmak düşüncelerimize dair daha iyi bir içgörü sunmuş oluyor. Etimolojiye olan derin sevgimin kaynağı da buradan geliyor.
- Hayatında bu problemle yüzleştiğin zamanları anımsamak ve o sırada ne düşündüğünü ve hissettiğini detaylandırarak dokümente etmek.
- En keyif aldığım adımlardan biri olan; bu problem üzerine üretilmiş bilimsel, deneyimsel kaynaklar üzerine okumalar ve araştırmalar yapmak. Problem üzerine oluşturduğun hipotezleri sınamak adına deneyler gerçekleştirmek. Düşünce birliği oluşturduğun insanların bu konu hakkında fikirlerini almak. Kümülatif bilgi üretme ve öğrenme süreci sizi de çok heyecanlandırmıyor mu?
- Tüm bu adımları gerçekleştirirken düşündüğün, hissettiğin, araştırdığın şeyleri dokümente etmek, yani bir nevi anlamlandırma güncesi oluşturmak.
- Bu probleme dair edindiğin tüm bilgiler ve deneyimler üzerinden bir analiz yaparak anlamlandırma sürecini tamamlamak ve bir aksiyon planı oluşturmak. Eğer bu adımda problemi hala bir “problem” olarak görüyorsan ilk adıma geri dön ve bu süreci tekrarla.
Anlamlandırma kılavuzumuzun ilk aşaması olarak cesaret kavramı üzerinden bir çağrışım haritası oluşturdum ve çeşitli sebeplerden dolayı korktuğum için yapamadığım şeyleri listelemeye başladığımı fark ettim. Bu nedenle cesaret kavramının yanında korku ve risk kavramları üzerinde de durmaya karar verdim.
Cesaret kelimesinin kökenine baktığımda onun, bir dere veya vadiyi geçmeye dayandığını keşfettim. Ufkumun sınırlarını aşmak için yola çıkmak ve ufkumun sınırları genişletmek. Zaten hayattan tüm istediğim de bu değil miydi? Aslında başından beri ihtiyacım olan şey cesur olmakmış.
Cesaret kelimesinin büyüleyiciliği yetmezmiş gibi korku kelimesi beni daha da büyülü yerlere götürdü. Korku kelimesi “korumak, saklamak ve muhafaza etmek” kavramlarına dayanıyor. Sahip olduğum, değer verdiğim şeyleri muhafaza etmek isterim. Bu çıkarımdan tersine mühendislik yaparsak korktuğum şeylerden yola çıkarak korumaya layık gördüğüm ve değer verdiğim şeyleri keşfedebilirim. Sahiplik kavramı, üzerine çokça düşündüğüm apayrı bir olgu ve kendine özel bir yazıyı hak ediyor ancak bundan da kısa bir çıkarım yapmamız gerekirse sahip olduğumuz şeylerin sayısı arttıkça, muhafaza etmemiz gereken şeylerin sayısı yani korkularımızın sayısı artıyor.
Ek olarak korku, değer verdiğimiz şeylerin tehlike altında olduğu ve korunmaya ihtiyaçları olduğunu fark etmemiz için güzel bir indikatör görevi yapabilir.
Kelimelerin türkçe kökenlerine bakarken aynı zamanda ingilizce karşılıklarının kökenlerine de bakıyorum. Dillere ve onları konuşan insanların hayata bakış tarzlarına dair güzel analizler sunuyor. Cesaret kelimesinin karşılığı olarak courage kelimesinin kökenine baktım ve kalp(gönül) kelimesine dayandığını keşfettim. Kılavuzumun 4. aşaması için kaynaklar ararken Nathaniel Drew’in de aynı konu üzerine bir videosunu buldum. Videoda David Whyte’ın bir kitabında courage kelimesi üzerine yazdıklarından bahsediyor. Sizlerle de kitaptan güzel bir pasajı paylaşmak istiyorum. Yazımın sonunda paylaştığım, araştırmalarımdan derlediğim Notion sayfasından kitaba dair daha çok bilgi edinebilirsiniz.
Courage is the measure of our heartfelt participation with life, with another, with a community, a work, a future. To be courageous is not necessarily to go anywhere or do anything except to make conscious those things we already feel deeply and then to live through the unending vulnerabilities of those consequences. To be courageous is to seat our feelings deeply in the body and in the world: to live up to and into the necessities of relationships that often already exist, with things we find we already care deeply about: with a person, a future, a possibility in society, or with an unknown that begs us on and always has begged us on. To be courageous is to stay close to the way we are made.
David Whyte, Consolations: The Solace, Nourishment and Underlying Meaning of Everyday Words
Kılavuzdaki 3. aşama biraz kişisel bir adım olduğu için bu adımı sizlerle paylaşmadan es geçmeyi planlıyordum ancak cesaretsizliğim hakkında neler hissettiğimi daha iyi aktarabilmek amacıyla Aech’in fikir laboratuvarından -yani günlüklerinden- paylaşılabilir olan bir kesit sunacağım.
“Yaşamak ve hissetmek korkusundan her şeye büyük bir dikkatle her ayrıntısını ince bir titizlikle inceleyerek yaklaşıyorum ve bu süreçte araştırmamın öznesi olan deneyim ellerimin arasından kayıp gitmiş oluyor. Korkup çekinerek ayağımın yere bastığı kıyılardan yüzerek bu okyanusun derinine ulaşamam ki (verdiğim örneğin ironisine bakar mısınız ya ben yüzmekten ve okyanuslardan çok korkarım zaten) Kendime inanılmaz bir otokontrol uyguluyorum. Söyleyeceğim şeyler, davranışlarım hepsi inanılmaz bir otosansüre ve otokontrole uğradıktan sonra benden ayrılıp dünyaya karışıyor. Sanırım bu nedenle kitaplarda ve filmlerde düşüncelerini, duygularını yaşamak ve ifade etmekte cesur olan karakterler bir anda kahramanlarım oluyor. Aslında beğendiğimiz karakterlerin incelemesini yapmak kendi düşünce paternlerimizi anlamaya yönelik iyi bir araştırma noktası olabilir.”
En sevdiğim aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Araştırmak, okumak, analiz etmek, başkalarının tecrübeleri ile karşılaştırmalar yapmak, hipotezler oluşturup deneylerle varsayımlarımızı sınamak. Bayılırımm.

Şu an bu aşama içerisindeyim, araştırmalarım gittikçe derinlere iniyor ve araştırmaktan kendimi alamıyorum. Hala cesaret problemimi çözebilmiş değilim ancak her gün belli konularda zihnimde paradigma değişmeleri yaşanıyor, yani keyifli bir macera içerisinde olduğumu söyleyebiliriz. Şu ana kadar araştırdığım şeyleri, okuduğum kitaplardan alıntılarımı bu Notion sayfasından görebilirsiniz.
Korku üzerine yaptığım araştırmalarda ana kaynağım enfes konuları enfes sanat eserleri ve enfes kaynaklar ile kürate eden Academy of Ideas oldu. Bu videolardan Frank Furedi’nin How Fear Works kitabını keşfettim. Hala bitirebilmiş değilim ancak 21. yüzyıldaki korku kültürü, bunun birey üzerine etkisi; korku kültürünün kimler tarafından ve niçin oluşturulmaya çalışıldığı üzerine duruyor. Zihnimde harika fikir çarpışması ortamları oluşturuyor. Korku kültürü toplumdaki otoriteyi güçlendirmek adına kullanılıyor, bu nedenle etkisi gün geçtikçe arttırılmaya çalışılıyor. Böyle bir etkinin güçlendirilmeye çalışıldığı bir dönemde korkmamın normal olduğunu fark ettim ve üzerimdeki baskı bir nebze olsun azaldı. Aynı zamanda böyle bir konuda farkındalığa sahip olmamı sağladı. Kitaptan çok keyif alıyorum ve bitirdiğim zaman kitap hakkındaki düşüncelerimi blogda paylaşmayı planlıyorum.
Academy of Ideas’ın başka bir videosunda korku ve anksiyete ayrımına ve aslında korkularımızın bizlere verdikleri önemli mesajlar olduğuna değiniliyor. Wendy Suzuki’de Good Anxiety kitabında anksiyetelerinin aslında planlarının ve inanç sisteminin senkronizasyonunun bozulmasından kaynaklandığını belirtiyordu. Önceden de bahsettiğim gibi korktuğumuz ve anksiyeteye kapıldığımız konular üzerine daha çok eğilmek, değerlerimizi keşfetmeye bizi daha da yaklaştırıyor galiba.
Korkunun ve cesaretsizliğin hayatımdaki en büyük etkisi beni yaşamaktan alıkoyması sanırım. Yaşamda sadece bir izleyiciymiş gibi hissediyorum. Tam olarak Tamino’nun Indigo Night’da bahsettiği gezginin oğlu gibiyim.
I have seen the world’s most beautiful places
Tamino, Indigo Night
still I feel
as if I’m a walking machine
watching it all through a screen
there is nothing in between to me, this might as well not be real
Tüm bu araştırmaların tetikleyicisi de bu oldu. İyi ki de olmuş, öğrenme maceram hala heyecanla devam ediyor. Düşünce birliğime sizlerin de katkılarını bekliyorum.
Notiondaki kaynaklarımı güncelledikçe buradaki linki de güncelleyeceğim. Eğer güncellemeleri direkt olarak Notion’dan takip etmek isterseniz Notion kullanıcı adınızı bana iletmeniz yeterli.
Korku hakkında ilgimi çeken videoları derlediğim playliste göz atmak için de buraya tıklayabilirsiniz.
Dipnot: Son zamanlarda çok sayıda cs50X Puzzle Day tarzında yarışmalara katıldım ve bunun etkisiyle bu blog postunda size çözmeniz gereken bir ipucu bırakmaya karar verdim. Bu ipucu sizi bir hediyeye yönlendirecek. Hediye hakkında yorumlarınızı bekliyor olacağım🖖

Yorum bırakın